BYTURCO MEDYA HABER MERKEZİİ
HABER : İREM KESİM /KKTC
BYTURCO MEDYA GRUBUMUZA AİT Gazetelerde köşe yazan ilgi ve beğeniyle okunan KKTC Cumhuriyet Meclisi 1. Dönem Milletvekili Prof.Dr. Ata Atunun yine ilgiyle okunacak gündeme dair çok özel köşe Yazısı ile sizlerle
Kıbrıs’ta Barışın Güvencesi BM mi?
Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs’taki Barış Gücü, adada tam 62 yıldır görev yapmakta.
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Khassim Diagne’nin son açıklaması bu
uzun süren misyonun bir değerlendirmesi niteliğinde ama eksik ve bir çok noktası
unutulmuş.
Diagne, “62 yıldır barışı korumayı başardık” diyerek misyonun temel amacının toplumlar
arası çatışmayı önlemek olduğunu vurgulamış ama 1964-1974 yılları arasında,
günümüzde Gazze’de yaşananlarının aynısını Kıbrıslı Türklerin de yaşadığına
değinmeyi unutmuş.
Biz unutulanları hatırlatalım;1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıslı Türkler ve
Rumların ortak devleti olarak tasarlanmıştı ama bu ortaklık kısa sürede Kıbrıslı
Rumların Kıbrıs adasının tek ve mutlak sahibi olmak istemelerinden dolayı çöktü.
1963’ten itibaren başlayan Rumların Kıbrıs Türklerine saldırıları ve çatışmalar, adada iki
toplum arasında derin bir güvensizlik yarattı.
1964 ile 1974 yılları arasındaki dönem ise Kıbrıslı Türklerin hafızasında özellikle
karanlık, korkunç, gelecekten umutsuz ve insanlık dışı her tür barbarlığın yaşandığı bir
dönem olarak yer etti. Bu yıllarda birçok Türk köyü saldırıya uğradı, insanlar evlerini terk
etmek zorunda kaldı. Ekonomik ve sosyal baskılar, ambargolar, güvenlik sorunları
günlük hayatın bir parçası haline geldi. Kıbrıslı Türkler, kurucu ortağı oldukları devletin
kurumlarından büyük ölçüde dışlandıklarını hissettiler. Dönem, BM’nin adada bulunduğu
dönemdi.
1974’e kadar Kıbrıs Türklerinin yaşam hakları dahil tüm hakları elden alınmış, adanın
yüzde 3’lük bir kesimine hapsedilmişlerdi. 1974 yılında Türkiye’nin Kıbrıs Türklerini
katliamlardan kurtarmak ve de garantör devlet olarak 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ni
tekrardan ihdas etmek için gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatından sonra günümüze
kadar Kıbrıs’ta herhangi bir çatışma yaşanmadı.
Yani BM adaya geldikten sonra değil, Türkiye Mutlu Barış Harekatını gerçekleştirdikten
sonra adaya barış geldi, Türkler huzura kavuştu, kimsenin burnu dahi kanamadı.
Ama 1964-1974 arasında günümüzde Gazze’de İsrail’in Filistinlilere saldırdığı, evlerini
yakıp yıktığı gibi 1964-1974 yılları arasında Kıbrıs’ta Rumların da, Kıbrıs Türklerine
acımasızca saldırdıklarını;
Savunmasız Türk köylerine silahlı saldırılar düzenleyip Kıbrıs Türklerini öldürdüklerini,
Kıbrıs Türklerinin evlerini yağmalayıp, yakıp yıktıklarını ve zahireleri ile hayvanlarını
gasp ederek alıp gittiklerini;
Türk köylerini acımasızca yağmaladıklarını;
1964-1974 yılları arasında Kıbrıslı Rumların Kıbrıs adasını Kıbrıs Türklerinden
temizlemek için insanlık dışı her tür suçu işlediklerini;
Kıbrıs Türkleri Kıbrıs Cumhuriyeti adlı hükümetin ortakları olmasına rağmen Kıbrıs Türk
köylerine elektrik ve su vermediklerini, yol yapmadıklarını;
Kıbrıs Türklerini Devlette herhangi bir işe almadıklarını;
Acımasız bir ekonomik ambargo uyguladıklarını;
Tüm yaşanan katliamlara, felakete, soykırıma rağmen Kıbrıs adasına sözde barış
getirmek için görevlendirilmiş Birleşmiş Milletler Barış Gücü askerlerinin her fırsatta
plajlarda şezlong üzerinde güneşlenirken içkilerini yudumladıklarını, katliamlarla, işlenen
insanlık suçlarıyla, yağmalarla hiç ilgilenmediklerini, Kıbrıs adasının hafızasında çok
daha ağır, çok daha acı dolu sayfalar bulunduğunu unutmuş, nasıl olduysa.
Belli ki özel temsilci ya da temsilciler Kıbrıs adasını kitaplardan okudukları kadarıyla,
Rum tezlerinden biliyorlar. O dönemleri yaşayan bizler şayet isterse kendisine gerçek
tarihi anlatabiliriz. Kıbrıs Türklerine uygulanan en ağır vahşetin, katliamların BM
adadayken yaşandığını mesela…Muratağa’yı, Atlılar’ı, Sandallar’ı…
Esasen söylememiz gereken şudur; Kıbrıs’ta 62 yıl önce başlayan Barış Gücü misyonu
çözümsüzlüğün ve misyonunun başarısızlığı sembolü olarak bugün hâlâ devam
etmekte ama hiçbir işe yaramamaktadır.
BM Barış Gücü’nün Kıbrıs adasındaki varlığı, oynadığı rolü ve adadaki görevine devam
edip etmemesinin artık tartışılmasının zamanı gelmiştir. İlk adım olarak Kıbrıs’taki
varlığını sadece ara bölgede sürdürmesi ve zamanı gelince de adadan ayrılıp gitmesi
en iyi uygulama olacaktır…
Prof. Dr. (İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.) Ata ATUN
Akademisyen, Girne Amerikan Üniversitesi
KKTC Cumhuriyet Meclisi 1. Dönem Milletvekili